Piyasalarda 22 Haziran şifresi: Gözler Erkan’da

Sıla Özçelik Yener

Faiz politikası ve normale dönüş konusunda nispeten ikna olmuş olan piyasalar bundan sonrasında “lafa” bakacak. Merkez Bankası’nın çiçeği burnunda başkanı Hafize Gaye Erkan’ın sözlü müdahale aracını iyi kullanıp kullanmayacağı rasyonel zemine dönüş konusunda izlemede olan yabancı yatırımcı ve uluslararası piyasaları ikna etme turunda en büyük silah olacak. Uzmanlara göre, özellikle “liralaşma” ifadesi yakın dönemde politikalara dair en fazla sinyal barındıracak ifade olabilir.

Hem ekonomistlerin hem sıradan vatandaşın hem de Türkiye’yi dışarıdan izleyen yabancı yatırımcıların son günlerdeki tek ama tek gündemi ekonomi. Nisan ayında 4.38 milyar dolara gerileme beklentisinin aksine aksine 5.40 milyar dolara genişleyen bir cari açık, normalleşme sinyalleri ile yükselişe geçen borsa, uzun zamandır baskılanmanın ardından ipini koparıp 24 seviyelerine dayanan dolar kuru ve yüksek enflasyon karşısında gün geçmiyor ki her gün “peki şimdi ne olacak?” sorusu sorulmasın.

Türkiye Ekonomi Modeli’nden vazgeçileceği sinyallerinin ardından gerek yerli ekonomistlerden, gerekse yabancı uzmanlardan nasıl adımlar atılması gerektiği yönündeki yoğun fikir paylaşımı yapılıyor. Para Kurulu sistemine geçilip Türk Lirası’nın bir para birimi ya da altına çıpalanması gerektiğini söyleyenler de var, gösterge faizin yüzde 40 seviyelerine çıkarılması gerektiğini savunan yatırım bankaları da mevcut. Şurası da bir gerçek ki bir zamanlar gelişmekte olan piyasaların gözbebeği olan Türkiye’nin giderek büyüyen cari açığını finanse edecek yeni döviz girişine ihtiyacı var. Bunun için ilk etapta TL’nin olması gerektiği gerçek değerine kadar düşüp kan kaybederek ucuzluğu ile cazip hale gelmesi ve faizlerin yükselip yabancının iştahını artırması şart. 2011’den bu yana yaptığı TL varlık yatırımlarında büyük zarar eden yabancıların kısa vadede yeniden Türk varlıklarına girmesi ve portföy yatırımlarına başlayabilmesi ihtiyaç duyulan döviz girişi konusunda aranan kanın ta kendisi.

22 HAZİRAN HEYECANI, PPK ÜYELERİ DEĞİŞİR Mİ?

Bu olasılıkları öngörebilmek için önümüzdeki ilk eşik ise TCMB’nin 22 Haziran’da yeni başkan Hafize Gaye Erkan liderliğinde yapması beklenen ilk toplantısı olacak. Özellikle Kavcıoğlu ataması sonrasında Merkez’in eski politikalardan ne derece ayrılacağı konusunda yaşanan kafa karışıklığı ve Para Politikası Kurulu’nda (PPK) şu zamana kadar faiz artırımı yapmama yönünde kararları oylamış olan kurul üyelerinin geleceği de bir soru işareti oluştururken, PPK’dan çıkacak karar, kullanılacak ifade ve tonlamalar da yakından takip edilecek.

Son olarak Merkez Bankası kadrolarında ilk hareketlenme sinyali bankanın iletişim biriminden geldi. Erkan’ın görevden aldığı ilk isim bankanın İletişim ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Gizem Uzuner oldu. Akıbeti merak edilen kurul üyeleri ise Emrah Şener, Mustafa Duman, Taha Çakmak ve Elif Haykır Hobikoğlu’ndan oluşuyor. Bu kadronun daha önceki faiz artırımı karşıtı para politikası kararlarında ne yönde oy kullandıkları, politika değişimine uyum sağlayıp sağlamayacakları kurul üyelerinin değişimi ya da korunması yönünde etkili olabilir. Zira piyasa ile kurulacak yeni iletişimde sadece alınan politika kararları değil, bu kararı alan başkanın politika istikrarı konusundaki ısrarı, gücü ve etkili dili de en az kararlar kadar takip edilecek detaylar olacak.

Peki Erkan 22 Haziran’da ve sonrasında ne yaparsa bir süredir karanlık bir tünelde ilerleyen bu tren makas atıp başka bir raya atlama şansı yakalar? Patronlar Dünyası’na konuşan Dinamik Menkul Değerler Başekonomisti Enver Erkan, “Şu sıralar kimsenin Merkez Bankası Başkanı olmak isteyeceğini sanmıyorum” derken, politika odağının gerçekten değişip değişmediğini gösterecek hamlelerin önümüzdeki süreçteki en önemli adımlar olacağını belirtti.

BDDK İLE UYUMLU ÇALIŞMAK ŞART

22 Haziran toplantısının yeni para politikasını vurgulamak açısından çok önemli olduğunu ve Hafize Gaye Erkan’ın piyasa ile ilk tanışması olacağından ötürü en büyük hareketin bu toplantıda gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen Erkan, “En büyük hamle 22 Haziran’da gelmelidir ve gereken mesaj bu şekilde verilmelidir” şeklinde konuştu. Başekonomist Erkan, faizin tek seferde mi, kademeli mi yoksa faiz koridoru içerisinde mi artırılacağı konusunda farklı beklentiler olduğunu belirtirken ilk büyük hamlenin yapılmasının ardından hamlelerin 2-3 toplantıya yayılabileceğini ifade etti. Yeni politikanın güven vermesi için “taleple mücadele etme” safhasına geçilmesi gerektiğini söyleyen Erkan, bu anlamda BBDK’nın makro ihtiyati politikalar aracılığıyla Merkez Bankası ile uyumlu çalışması gerektiğinin özellikle altını çizdi.

BİREYSEL KREDİLER SIKILAŞIR, BDDK’NIN ÖNEMİ ARTACAK

Para politikasında sıkılaştırma ile birlikte ekonomik politikaların da sıkılaşması gerektiğini söyleyen Erkan, kredi kanallarında da daralma görüleceğini ve bu anlamda BDDK’nın önümüzdeki süreçte oldukça etkili olacağını belirtti.

“Kurlardaki yükselişle beraber enflasyon da yükselecek. Asgari ücretin belirlenmesi ve bunun enflasyonu nasıl etkileyeceği de önemli.” şeklinde görüş veren Erkan, BDDK’nın enflasyon verisinin Temmuz ayında takip edileceğini belirtti. Merkez’in enflasyon verisinin yüzde 22,3 olmasına karşın Temmuz verisinin yüzde 40 civarında olabileceğine de dikkat çekti.

Erkan eğer gerçek bir politika değişimi olacaksa bu değişimin makro ihtiyati odakta da görülmesi gerektiği konusunda ısrarcı. “BDDK, talebi faiz dışı araçlarla yönlendirmede etkin bir kurum olacaktır. Bireysel kredilerin sıkılaştırılması, ticari kredilere teşvik verilmesi gibi gelişmeler görebiliriz” diyen Erkan, bireysel kedilerde taksitte sınırlandırma gibi uygulamalarla sözlü teminatlar her zamankinden daha fazla önem taşıybilir.

Öte yandan politika faizlerinin alacağı yön ve atılacak adımların büyüklüğü kadar Merkez Bankası Başkanı’nın sözlü ifadelerinde kullanacağı vurgular ve kelimeler bile piyasa üzerinde etkili olma gücüne sahip. ABD gibi gelişmiş ülkelerde de Merkez başkanlarının ifadeleri, hatta toplantı tutanakları piyasa analistleri, yatırım bankaları ve ekonomi basını tarafından didik didik edilip geleceğe dair öngörüler elde edilmeye çalışılıyor. ABD borsaları para kurulu toplantısına ait tutanakların açıklandığı gün tutanaktaki ifadeler üzerinden hareketlenebiliyor.

Normal dışı bir ekonomi politikasından çıkmaya hazırlanan Türkiye’de herkesin gözü kulağı belki eskisinden de fazla olmak üzere direksiyonu 180 derece kırıp kırmayacağı merak edilen Mehmet Şimşek ve Hafize Gaye Erkan’ın sözlü ifadelerinde olacak. Piyasalar ve yabancı yatırımcılar açısından da sözlü ifadeler önemli bir teminat olarak algılanıyor ve gelecek projeksiyonlarına ışık tutuyor.

Önümüzdeki süreçte Şimşek ve Erkan’ın sözlü ifade ve müdahalelerinin etkili olacağının işareti de geçtiğimiz hafta attığı İngilizce tweetler ve görev devir tesliminde kullandığı “rasyonel zemin” ifadeleriyle güçlü mesaj vermeye çalıştığı anlaşılan Mehmet Şimşek’ten belli olmaya başladı bile.

SÖZLÜ İFADELERDE “LİRALAŞMA” TABİRİNDE BİR SADELEŞME SİNYALİ GÖRÜLMELİ

Konuyla ilgili görüşlerini Patronlar Dünyası ile paylaşan Dinamik Menkul Değerler Başekonomisti Enver Erkan da, sözlü iletişimin çok önemli olduğunu ve yatırımcıların PPK tutanaklarını yakından takip edeceğine dikkat çekti. Önümüzdeki süreçte yeni para politikasına ilişkin sözlü iletişimde hangi ifadelerin piyasalar ve yatırımcılar açısından takip edileceği sorusuna “Liralaşma tabiri”nin belirleyici olacağı yönünde cevap veren Erkan; “Politikada gerçek bir odak değişimi göreceksek liralaşma tabirini daha az görmemiz gerekir. Liralaşma kuralında bir sadeleşme olacağına dair ifadeler etkili olur” şeklinde konuştu. Erkan ayrıca bunun dışında sözlü olarak enflasyon güncellemeleri, ortodoks politika ile uyumlu ifadeler ve sıkı politika mesajlarının piyasalara güven vermek açısından etkili olacağını belirtti.

patronlardunyasi.com

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*